TMMOB Peyzaj Mimarları Odası
TMMOB
Peyzaj Mimarları Odası
UCTEA CHAMBER OF LANDSCAPE ARCHITECS
Etkinlikler

Büyükada köşkleri, kulüpleri ve sakinleri ile deyim yerindeyse Adaların metropolüdür. Büyükada‘nın dört tepesinden Aya Yorgi Kilisesi tepesi,  Khristos Manastırı tepesi ile ulaşımının faytonlarla  sağlanması ile bisikletleri ile  Yörük Ali plajı ile,  Çankaya Caddesi boyunca sıralanan bakımlı bahçeli evler ve tarihi konakları seyirle başlayan, tepelere çıktıkça güzelleşen, Heybeli ve İstanbul‘u içine alan nefis bir panoramayı ayaklar altına seren, Aşıklar Yolu‘na girip çam ormanı içindeki toprak yürüyüş yolunda devam eden, Lunapark ya da Rum Yetimhanesi çevresinde soluklanıp Aya Yorgi‘ye yönelen bir yürüyüş güzergahı her şeye, ama her şeye değer."

Cumhuriyet dönemi aydınlarının, yazarlarının, üst düzey yönetici ve siyaset adamlarının ilgi gösterdiği Büyükada, 19. yüzyıl sonlarından bugüne son derece canlı ve renkli bir sosyal yaşama sahne olmuştur. Ahşap binalar korumaya alınmış, ada tümüyle SİT alanı olarak  ilan edilen Büyükada, Sovyet Devrimi‘nin liderlerinden Troçki sürgün yaşamının ilk dört yılını adanın Heybeli‘ye bakan bölümündeki bir yalısı ile Büyükada....." 

BÜYÜKADA

İstanbul Adaları‘nın en büyüğü Büyükada‘dır. Yüzölçümü 5,4 kilometrekaredir. Maltepe sahiline uzaklığı ise 2300 metredir.Adalar‘da, biri güney diğeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur.Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe‘dir. Kuzeyde ise İsa Tepesi bulunmaktadır. Seyahatnamelerden ve tarihi olaylardan anlaşıldığı kadarıyla Büyükada, Bizans döneminde de, Osmanlı döneminde de hep meskun kalmıştır. 19. Yüzyılın ilk yarısında 3 bin kadar olduğu tahmin edilen Büyükada‘nın nüfusu, Adalar‘a vapur işlemeye başladıktan sonra artmış, 20. Yüzyıl başlarında 5 bini aşmıştır. Ada‘nın nüfusu bugün 8 bin civarındadır.Ancak ada, yazları günübirlik ziyaretler ve yazlığa gelenler nedeniyle kalabalık olmaktadır. 
19. yüzyıl ortalarında Büyükada‘yı anlatan yabancılar akşamüstleri iskele çevresindeki şıklığı, zerafeti, sahildeki gezintileri ballandıra ballandıra anlatırlar. 20. Yüzyılın ilk çeyreği boyunca Rumların ağırlık taşıdığı ada halkı ve yazlıkçı gayrimüslimlere ek olarak Osmanlı aydın ve yazarlarının da önemli bir bölümü Büyükada‘nın güzelliklerini ve toplumsal atmosferini paylaşmışlardır.
1. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet sonrasında Rum halkını kaybeden Büyükada‘daki canlılık 1930‘lara kadar büyük ölçüde kaybolmuştur. Ancak, 1940‘lı yıllara doğru, Cumhuriyet dönemi devlet ileri gelenlerinin ve yüksek bürokrasinin, varlıklı kesimlerin rağbet ettiği bir sayfiye yeri olma özelliğini yeniden kazanmıştır. Büyükada, bu dönemde yeni köşklerle, özenli ve zevkli yapılarla süslenmiş, İstanbul halkının günlük gezinti yerlerinin de başında yer almıştır. Adanın Kuzey-Güney doğrultusuna dik olarak çıkan Dil Burnu‘nun iki yanındaki Yörük Ali ve Nizam Plajları, Luna Park, Aşıklar, Viranbağ kır gazinoları, korulukları, biri iskeleden başlayıp Ada‘nın tüm çevresini dolaşan büyük tur, diğeri Araba Meydanı‘ndan başlayıp Dil‘den, Aşıklar Kır Gazinosu‘ndan Lunapark‘a oradan da Maden‘e geçerek binildiği noktaya dönülen küçük tur olmak üzere araba turları, Luna Park meydanındaki süslü eşeklerle yapılan geziler Büyükada gezilerinin başlıca eğlenceleri haline gelmiştir.
Ada‘nın en yüksek tepesinde Aya Yorgi kilise ve manastırı bulunmaktadır. Buradaki ilk yapı, miladi 6. Yüzyılda inşa edilmiştir. Bu mevkide, bir çok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır. Bunlardan bazıları bugüne kadar ulaşmış, bazıları yıkıntı olarak kalmıştır. İsa Tepesi‘nde ise Hristos Kilise ve manastırı bulunmaktadır. Kumsal semtindeki Ayios Dimitrios Kilisesi de Ada‘nın önemli dini yapılarındandır. Adadaki Ortodoks cemaat, büyük ayinlerini burada yapar.
Büyükada‘da bulunan 4 camiden mimari bakımdan en dikkat çekeni 2. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Camii‘dir. Mimari açıdan batı etkisinde inşa edilmiş bulunan bu cami, Ada Camii sokağında bulunmaktadır. Büyükada‘ya, günümüzde Sirkeci, Kabataş ve Bostancı‘dan kalkan Ada Vapurları ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin deniz otobüsleri ile ulaşmak mümkündür. Adada otomobil yasağı vardır. Bu da, Ada‘nın gürültüden uzak, havası temiz bir mevki olarak kalmasını sağlamaktadır.

BÜYÜKADA; Büyükada köşkleri, kulüpleri ve oturanları ile diğer adalardan biraz farklıdır. Deyim yerindeyse Adaların metropolüdür. Burgaz ile Kınalı ise daha "mütevazi" adalardır. Büyükada‘nın dört tepesinden en yüksek olanı adını Aya Yorgi Kilisesi‘nden alıyor. Günümüzde Yüce Tepe denir oldu. Diğer tepe de adını üzerindeki Khristos Manastırı‘ndan alıyor. Aya Yorgi 23 Nisan ve 24 Eylül günleri çok kalabalık olur. Her dinden insan toplanır ve dua edip dilekte bulunurlar. Yan taraftaki kafeteryada da Aya Yorgi‘nin özel şarabı içilir.

Birlik Meydanı‘nın biraz aşağısında 14. yy‘da yapılan 1868‘de yenilenen Aya Nikola Büyükada‘nın bir diğer kilisesidir. Cami olarak mimari değeri olan Hamidiye camisi anılabilir.

Diğer adalarda olduğu gibi burada da motorlu taşıt yoktur. Sadece ambülans, arazöz gibi resmi taşıtlar bulunur. (Resmi taşıtların sayısı giderek artıyor ve bu işin tadı kaçmaya başlıyor ya neyse.) Ulaşım 230 faytonla sağlanır. Bir de bisikletler kullanılır. Yük de insanla çekilen elarabaları veya atlı araba ile taşınıyor. Adalarda toplam yüzbin bisiklet olduğu hesaplanıyor. Bisikletlerin plakalı olduğu tek yer de Adalar.

Gezi amacıyla faytonlar küçük ve büyük ada turları yaparlar. Küçük tur beş kilometre, Çankaya caddesi-Nizam yolundan Dil Burnu, Yörükali, Birlik Meydanı(Lunapark), Hagios Nikolaos Kilisesi ve Maden tarafına gidiyor. Lunapark‘taki gazinoda mola veriliyor, birşeyler içmek için. Büyük tur ise 12 kilometre sürüyor.

Adanın en ünlü plajı Yörük Ali‘dir. Deniz son yıllarda kirlendi ama hala İstanbul‘da Karadeniz kıyıları ve Boğaz‘ın kimi yerleri dışında denize girilebilen tek yer Adalar. Hele bir de tekneyle dolaşıp kuytu bir koy bulursanız.

Büyükadada faytonla büyük ve küçük tura katılmak adada ikamet edenlerin değil de adaya günübirlik gelenlerin tercihidir. Büyükadayı yaz veya yaz- kış mesken tutanların en büyük tutkusu ise yürümektir. Özellikle sabah saatlerinde çam ve iyot kokusunun sindiği o ferahlatıcı atmosferde yürümenin keyfine doyulmaz. Çankaya Caddesi boyunca sıralanan bakımlı bahçeli evler ve tarihi konakları seyirle başlayan, tepelere çıktıkça güzelleşen, Heybeli ve İstanbul‘u içine alan nefis bir panoramayı ayaklar altına seren, Aşıklar Yolu‘na girip çam ormanı içindeki toprak yürüyüş yolunda devam eden, Lunapark ya da Rum Yetimhanesi çevresinde soluklanıp Aya Yorgi‘ye yönelen bir yürüyüş güzergahı her şeye, ama her şeye değer.

Büyükada‘da dokuz Rum Ortodoks, bir Ermeni, bir Latin kilisesi ile bir Musevi Sinagogu vardır. Adanın en yüksek tepesi olan Aya Yorgi Tepesi‘ndeki Aya Yorgi manastırı ve Kilisesi, ikinci yüksek tepe üzerindeki Hristos Kİlisesi ve manastırı, küçük tur yolu üzerinde ve Maden semtinde Aya Nİkola Kilisesi, KUmsal semtinde Aya Dimitri Kİlisesi, iskeleye yakın San Pasifiko Latin Katolik Kilisesi, Anadolu Kulüp‘ün biraz üstündeki Ermeni Katolik Kilisesi başlıcalarıdır. Aya Yorgi Kilisesi bugünkü haliyle 1905 yılında yapılmış. Ancak çan kulesi 1870‘lere tarihleniyor. Ancak bazı kaynaklarda, buradaki ilk kilise ve manastırın yapımının Bizans dönemine, 6. yüzyıla kadar gittiği yazılıyor.

Aya Yorgi yolu Luna Park‘tan sonra dik ve parke taşlı. Yürüyerek ya da Luna Park meydanından kiralanabilen eşeklerle çıkılabiliyor. 23 Nisan günü Aya Yorgi‘ye çıkanların yolboyu makiliklere ve ağaçlara bağladıkları çaputlar ilginç bir görüntü oluşturuyor.

Aşıklar Yolu üzerinde olan, Luna Park‘a bir asfalt yolla bağlanan ve adanın iskele meydanı dışında hemen her tarafından görülebilen Rum Yetimhanesi, Avrupa‘nın monoblok en büyük ahşap yapısı sayılıyor. 1898-1899 yıllarında Fransızlar tarafından otel yapılmak üzere inşa edilen ancak yönetimden izin alınamadığı için işletilemeyen 235 odalı bina, Eleni Zafiri adlı bir Rum kadın tarafından satın alınır ve o tarihe kadar Yedikule balıklı Rum Hasatanesi‘nde bulunan yetimhane buraya taşınır. Yetimhane 1960‘dan bu yana boş duruyor. Geçen yıllarda otel olarak kullanılmak üzere restorasyon projesi hazırlandı ama bu proje çeşitli güçlüklerle karşılaşıp rafa kaldırıldı.

Son yıllarda yaşanan yoğun yapılaşmaya, kalabalıklaşmaya rağmen, Büyükada‘nın tarihi dokusu ve doğası büyük ölçüde korunmuştur. Bir yandan zengin azınlığın, öte yandan Cumhuriyet dönemi aydınlarının, yazarlarının, üst düzey yönetici ve siyaset adamlarının ilgi gösterdiği Büyükada, 19. yüzyıl sonlarından bugüne son derece canlı ve renkli bir sosyal yaşama sahne olmuştur. Ahşap binalar korumaya alınmış, ada tümüyle SİT alanı ilan edilmiştir.

Splendid Palas Oteli, Anadolu Klübü, belediyenin bulunduğu konak, kaymakamlığın bulunduğu Hacapoulos Köşkü, uzunca bir süre ilkokul olarak kullanılan İskenderiye Patriği Sofranios‘un köşkü, İzzet Paşa köşkü İskeleden çıkınca hemen karşınızdaki yeni restore edilen Saydam Planet oteli adanın gözalıcı yüzlerce yapısından yalnızca birkaçıdır.

Sovyet Devrimi‘nin liderlerinden Troçki sürgün yaşamının ilk dört yılını adanın Heybeli‘ye bakan bölümündeki bir yalıda geçirmişti. Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir de Şakir Paşa köşkünde doğup büyüdü.Reşat Nuri Güntekin eserlerini, Maden semtindeki konutunda kaleme aldı.

Büyükada‘ya Sirkeci, Kadıköy ve Kartal‘dan vapur, Kabataş ve Bostancı‘dan hem vapur, hem de deniz otobüsü ile gidebilirsiniz. Yazın haftasonları büyük motorlar da Kartal ve Bostancı‘dan dolmuş yaparlar.

PİKNİK ALANLARI

Büyükada Dilburnu Piknik Alanı

Büyükada‘nın batısında yer alan Dil Burnu 500 metre uzunluğunda 100 metre genişliğindedir. Kuzeyinde kalan kısımda Nizam (Değirmen) Koyu, güneyinde ise plaj ve tesislerin bulunduğu Yörük Ali Koyu bulunmaktadır. Yaz ayların da Ada ‘ya günübirlik gelenlerin en çok tercih ettikleri yerlerden biridir. Çam ağaçlarının altında piknik masaları vardır.

BÜYÜKADA, Hamidiye Camii, 2.Abdülhamid‘in emriyle yaptırılan ve 1895 tarihinde ibadete açılan Hamidiye Camii, zarif estetik bir yapıdır. Kesme küfeki taştan yapılmış olup iki katlıdır. Tek şerefeli kesme taş minarenin kapısı da avluya açılır. Son cemaat yerinin tavan göbeğinde, iki yanında hilal motifi yer alan sekiz köşeli bir yıldız görülür; duvarlar ve pencere içleri, mavi, lacivert ve sarı kalem işiyle bezelidir. İbadet sahnına açılan kapının yanında namaz vakitlerini gösteren ahşap muhafazalı bir duvar saati vardır. Kadınlar mahfilini örten aynalı tonozun dışı kurşun kaplı, içi bitkisel süslemelidir; tavan üç adet dökme demir kandil askılığıyla donatılmıştır.
Çift fil ayağıyla destekli merkez sahnın, dışı kurşun, içi ahşap kaplı on iki dilimli bir kubbe ile örtülüdür. Kubbe göbeği, siyah zemin üzerine altın yaldızla yazılmış İhlas suresi ile tezyin edilmiştir; iç yüzey, renkli kalem işiyle nakışlıdır. Kubbe kemerinde, dokuz adet hat levhası dizilidir. Çini kemerli, içi dairesel ve çini kuşak süslemeli mihrabın iki yanında pirinç şamdanlar ve ahşap dolaplı, pirinç sarkaçlı, Romen rakamlı bir saat görülür. Minber pirinç alemli, vaaz kürsüsü ahşap oymalıdır. Dört duvar ve pencere içleri, bitkisel motifli süslemelerle kaplıdır. Seccade döşeli zeminin altındaki iki odalı mescide merdiven boşluğundaki bir kapının açıldığı koridordan girilir. Camii inşa edilirken mektep olarak tasarımlanan mekan, öğrencilerin başka bir binaya taşınması ve Büyükada‘nın Müslüman cemaatinin artması sebebiyle mescide çevrilmiştir.Cami‘ye 1998-2001 yılları arasında restorasyon yapılmıştır.

Büyükada Vapur İskelesi, Bu bina Osmanlı Neo - Klasik akımın Büyükada‘daki temsilcisidir. 1914 yılında yapılan iskelenin Mimarı Mihran Azaryan‘dır. Çinileri Kütahyalı Mehmed Emin Efendi tarafından yapılmıştır. 1999 - 2001 yıllarında restorasyon uygulanmıştır.

Panayia Kilisesi

Arabacılar Meydanı ve Çarşı Caddesi‘ne açılan kapıları bulunan Panayia (Meryem Ana) Kilisesi, Büyükada sakinleri arasında (avlu kapısının konumu nedeniyle) Arabacılar Kilisesi olarak da bilinir. Panayia ("Azizler ve Azizeler Azizesi"), Meryem Ana‘nın Ortodoks söylemindeki lakabıdır. Yortusu 15 Ağustos (Hazret-i Meryem‘in yaşamının noktalandığı gün) olan 19. yüzyıl eseri kilisenin çan kulesi, bir soğan kubbeyle son bulur. Sütun başlıklarıyla dolu avludan geçilerek ulaşılan cümle kapısı, ibadet sasahnına inen taş merdivene açılır.

Ayios Demetrios Kilisesi

İstanbul Adaları‘nın Metropolitik Katedrali olan ve Büyükada‘nın"koruyucu azizi" Ayios Dimitrios‘a adanan kilise, 7 Mayıs 1856 tarihinde ibadete açılmıştır. Kiremit örtülü kagir yapının mimarı Fistiki (Fistikos) Kalfa‘dır. Avlusunda soğan kubbeli ahşap çan kulesi yükselen Ayios Demetdos, "baziliki" (çatılı ve kubbesiz kilise) tarzında inşa edilmiştir. Merkez kapının önündeki revakın üstünde Ayios Demetdos ‘un mermer kabartmalı tasviri görülür. Tasvirin iki yanında, işlemeli fenerler vardır. İç mimarisi Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi Ayios Yeorgios Kilisesi‘ni andıran Ayios Demetdos‘un orta "nef‘i kiliseye adını veren azize, iki yan "nef‘ Ayios Pandeleimon ve Profiti İlias‘a (İlyas Peygamber) adanmıştır. Merkez sahnın (orta "nef‘in) sağında ve solunda yer alan yan "nef‘ler, ana mekanda (yek- diğerine kemerlerle bağlı) altışar sütunla ayrılmıştır

Hased Le Avraam Sinagogu

Büyükada‘nın ilk ve tek sinagogu olan Hesed Le Avraam, 2. Abdülhamid döneminde (adanın Yahudi nüfusunun tapınma gereksinimlerini yerine getirmek için) inşa edilmiştir. O güne değin cemaat ileri gelenlerinin evlerinde Cuma akşamları ve Cumartesi günleri toplanarak dua eden yazlıkçılar, bir sinagog yaptırmaya kara verirler. Arsayı Avram Fresko Efendi bağışlar; bu nedenle sinagoga Hesed Le Avraam (" Avram‘ın İyiliği") adı verilir.
Büyükada Sinagogu, 30 Mart 1904 tarihinde hizmete girer; açılış töreni ,1 Nisan 1904 günü gerçekleşir.

Ayios Nikolaos Manastırı

Büyükada‘nın doğu sahilinde, Sedefadası‘nın karşısında yer alan Ayios Nikolaos Manastm‘nın bulunduğu yöre, Bizans‘ın Karya (Karyes) yerleşimidir. Manastmn kilisesinin , 1182 yılında İmparator Andronicus Comnenus‘ a karşı ayaklanan Latinler tarafından yakılan, 14. ve 15. yüzyıllarda korsan talanına uğrayan, 16. yüzyılda yangın ve deprem geçiren Karya‘nın merkezinde bulunduğunu varsayılır. 1509 depremenin (Kıyamet-i Suğra, Küçük Kıyamet) ada toprağında oluşturduğu çatlaklar, 14. yüzyıl eseri olan manastırın ağır duvarlarının zemine belirgin oranda gömülmesine neden olmuştur. Külliye bu nedenle (Büyükada sakinleri arasında) Batık Manastır olarak da bilinir.

Surp Astvazazin Verapohum Ermeni Kilisesi

Surp Asdvadzadzin Ermeni Katolik Kilisesi‘nin kutsama ve açılış tarihi, 15 Ağustos 1858‘dir; tarih, Meryem Ana‘nın Göğe Yükselişi Yortusu‘na denk getirilmiştir. Kemerli tavanı sütunlarla desteklenen kilisenin açık renk boyalı ibadet salınında (giriş kapısının yanında), Andon Ağa Apelyan‘ın anısını yaşatan mermer bir plaket görülür; yaşamı 2 Ekim 1859‘da noktalanan Apelyan (vasiyeti üzerine) kilisenin içine gömülmüştür. Günışığı iki duvardaki üçer büyük pencereden alan iç mekan, günbatımından sonra iki avizeyle aydınlatılır. Sütun kabartmalı ön cephede yer alan giriş kapısının üzerinde, dairesel bir gül pencere görülür; yine girişin ibadet sahnına açılan yüzünde, koro balkonu ve org vardır. Çan kulesi, 1895 tarihlidir.

Büyükada Rum Yetimhanesi

Büyükada‘nın en güzel yeri denilebilecek olan "İsa Tepesi"nde, 1898 yılında Kont Moris Bostari başkanlığındaki bir Fransız şirketi tarafından gayet geniş (uzunluğu 102,5 metre; genişliği 25-35 metre) ve muhteşem bir bina inşa edilmiştir. Fransız şirketi bu binayı otel olarak inşa etmiş fakat hükümetten ruhsat alamayınca satılığa çıkartmıştır. Bunu fırsat bilen, o zamanın patriği III. Yoakim gayet zengin ve hamiyetli bayan Eleni Zarifi‘yi ikna edip binayı Fransız şirketinden 3700 altına satın almıştır. Bayan Zarifi bu meblağdan başka 1000 altın daha sarf ederek binayı bir yetimhanenin ihtiyaçlarına göre tanzim edip, yangın tehlikesine karşı da mermer merdivenli bir kule yaptırmıştır. Devir teslim muamelesi 1902 de ikmil edilmiş, çıkarılan bir fetva ile Rum Yetimhanesinin bundan böyle, Büyükada‘da bulunan bu binada faaliyete başlamasına izin verilmiştir. (Bu husus Tapu Daire‘nin 12 Şaban 1321 tarihli tuğrasında yazılıdır)

Büyükada Aya Triada Kilisesi

İç mimarisi Heybeliada‘daki Ayia Triada Kilisesi‘ni andıran ibadethanenin merkez sahnı, tavandan sarkan üç avizeyle (iki kristal, bir pirinç) aydınlatılır. Tavan göbeğindeki çokdallı pirinç avize, kilisenin kuruluşundan beri vardır. Merkez sahında (karşılıklı iki sıra halinde) yer alan altışar sütun üzerinde, madalyon içinde on iki havarinin tasvirleri görülür. Kilisenin, on iki sütunla simgelenen havarilerin gücüyle ayakta durduğuna inanılır. Tavan göbeği (yine madalyon içinde) İsa figürüyle tezyin edilmiştir; tasvir, Büyükada‘nın Ortodoks kiliseleri içinde en büyüğüdür. Altın yaldız kaplı ahşap oyma haç ve üzerindeki İsa yontusu, 18. yüzyıl eseridir. Gül ve kuş motifleriyle bezeli, a1tın ya1dız kaplı "a1tar" (ana sunak) kapılarının üstünde, Hazret-i İsa‘nın simgesi olan güneş tasviri yer alır; tasvirin göbeğinde (gözyaşı damlası şeklindeki mada1yon içinde) Hazret-i İsa görülür. Üstü kemerli sırma çerçeveli sekiz ikonayla (18. yüzyıl) tezyin edilmiş kapıların iki yanında, üçer kodu iki pirinç şamdanla gümüş gömlekli iki ikona yer alır.

Hristos Manastırı (İsa Tepesi), Büyükada‘nın en yüksek ikinci tepesinin üzerinde yer alan Hristos Manastırı‘nın yerinde aynı adı taşıyan bir Bizans manastırı bulunduğu görüşü (bilimsel kanıt yokluğuna karşın) yaygındır. Kadıyoran Yokuşu ya da Lunapark Meydanı yoluyla ulaşılan İsa Tepesi‘nde yer alan Hristos Manastırı‘nın Bizans‘daki varlığı, Mikhail 1 Comnenus döneminin 1158 tarihli bir kaydına dayandırılır.

Aya Yorgi Rum Manastırı (Yücetepe)

İstanbul Adalar‘ının en büyüğü ve belki de en güzeli olan Büyükada‘nın en yüksek tepesinde, halk arasında Aya Yorgi adı ile bilinen, Agios Georgios Rum Ortodoks Manastın bulunmaktadır. Bu manastır, adını M.S. III.asırda, Hristiyan inancından dolayı putperestler tarafından şehit edilen ve bugün mezarı Filistin‘ de bulunan, Roma ordusunda subay olan, Anadolu‘lu (Kappadokyalı), Aziz Georgios‘tan almaktadır.
Mevcut rivayetlere göre, manastır bin yılı aşan bir maziye sahip olup M.S. 963 senesinde Bizans İmparatoru Nikiforos Fokas zamanında inşa edilmiştir. Aya Yorginin mucizevi ikonası ise, Büyükada‘daki İmparatoriçe İrini‘nin Kadınlar Manastın tarafından hediye edilmiştir. Bizans İmparatoru Manuil Komninos‘un 1158 tarihli altın mühürlü fermanında ise, İstanbul Adalar ve buradaki manastırlar zikredilmekte olup, bunların arasında "Kodono;‘‘‘ ismi de geçmektedir. 19.asır tarihçisi Manuil Gedeon‘ a göre ise, bu isim Büyükada‘daki Aya Yorgi Kudunas (Çıngırakçı) Manastır‘ından başkası değildir.

Diğer Binalar, Hükümet Binası, Conk Paşa Köşkü, Gözlü Ev, Splendit Otel, Anadolu Kulübü, Reşat Nuri Güntekin‘in Evi

 

Dosyalar